Posted by: Fuat Ercan on: August 31, 2009
Sevgili Derya Karakaş’ın çalışması, sadece Türkiye’de bankacılığın gelişimine ait zengin bir veri seti sunmakla kalmıyor, çok daha önemlisi olguların kavramsal bir düzenek içinde yerli yerine oturmasını sağlıyor. Çalışmasında Derya, tarihsel uğrak ile zaman içinde oluşmuş yapısal düzenekleri etkileşime sokarak, eşzamanlı kavramsal bir düzenek içinde analiz geliştirebiliyor. Kavramsal düzenek hazırlarken yazarımız iki düzlem üzerinden hareket ediyor, [...]
Posted by: Fuat Ercan on: August 28, 2009
Türkiye’de tarımsal değişimin hızlandığı bir dönemden geçiyoruz. 1940′lı yılarda Behice Boran’ın başlattığı kırsal yapıdaki dönüşüme ait analizler 1960′lı yıllarda özellikle hocam.M.Belik Kıray’ın Ereğli çalışması ile devam etmiş, 1970′li yılarda İlhan Tekeli, Bahattin Akşit’in çalışmaları bu güzergahta önemli katkılar sunmuş. 1970′lerin sonunda sevgili hocamız Korkut Boratav ile İ.Erdost arasında tarımsal yapılara ilişkin marksist kavramlarla devam [...]
Posted by: Fuat Ercan on: August 28, 2009
Güzel insan sevgili arkadaşım/yoldaşım GAYE YILMAZ muazzam emek ve ince fırça darbeleri ile günümüzde başlayan ama önümüzdeki günlerde hızla artacak suyun metalaşmasına ışık tutuyor..
Su Hayattır, SATILAMAZ
L’acqua é vita, non si puo vendere
Wasser ist Leben, darf nicht verkauft werden!
Water is leven niet kunnen worden verkocht
l’eau c’est la vie ça ne ne vend pas
Agua es vida, [...]
Posted by: Fuat Ercan on: August 27, 2009
Posted by: Fuat Ercan on: August 25, 2009
“Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz”
İ.Berk
-Tüm şairler ölür mü?
“Tabiki Ölür?”
“Peki İlhan Berk’de mi öldü”
“Tabiki en çok İlhan Berk öldü”
Fotoğraf:Ece
İşte Kurşun kubbeler şehri İstanbul’dasın.
Havada kaçan bulutları hışırtısı.
Karaköy çarşısından geçen tramvayların camlarına yağmur yağıyor
Yenicami, Süleymaniye arkalarını kirli bir göğe vermişler.
Hiç kımıldamıyorlar.
Ayasofya elleriyle yüzünü kapamış bütün iştahıyla ağlıyor….
İnsanlar sokak sokak, çarşı çarşı, ev ev.
İnsanlar sırt sırta omuz omuza verip [...]
Posted by: Fuat Ercan on: August 24, 2009
Jean-Luc Godard
Gerçek ve kurgu arasında eşitlik ve kardeşlik
(L’égalité et la fraternité entre le reél et la fiction).
(http://some1stopme.blogspot.com/2009/05/godardn-femme-fataleleri-ve-ghobadinin.html den alınma)
Bir-birlerini-sev-dikler-i i-çin,
E-mile -ve- An-gela- i-çin-her-şey-ters-gide-cek.
Daha -önce-söyle-diğimiz-gibi-aşkları-hem-karşılıklı-hem-de-edebi-oldu-ğu-için,ne-reye
ka-dar-gi-de-bilecek-lerini-düş-ünme-hat-asını-yap-tılar.
JçMonaco Yeni Dalga kitabından
Emile:
“Angela sen iğrenç birisin!”
Angela:
“Ben bir kadınım”
Posted by: Fuat Ercan on: August 15, 2009
İmparatorun Terzileri Krizi Açıklarken
Fuat Ercan
İleri Dergisi, sayı 4, 2001
Giriş:
Daha önce Doğu Asya’da, özellikle Güney Kore’de açığa çıkan kriz üzerine çalışmalar yapmıştım. Güney Kore’deki krizi açıklama biçimleri ile günümüzde Türkiye’de açığa çıkan krizi açıklama biçimleri arasında önemli bir dizi yöntemsel benzerlikler var. Ancak bu benzerlikler, sorunu anlamamızdan daha çok anlamamamıza yol açıyor.
Yöntemsel olarak yapılan temel hata, [...]
Posted by: Fuat Ercan on: August 13, 2009
Serseri Aşıklar‘da (À bout de souffle) Patricia (Jean Seberg) bir ara der ki:
“özgür olmadığım için mi mutsuzum, yoksa mutsuz olduğum için mi özgür değilim”
“Godard için önemli olan bizim ne olduğumuz değil, ne olduğumuzu düşündüğümüzdür, nesne değil, içinde onun düzenlendiği ve ifade edildiği araçtır” (J.Monaca)
Posted by: Fuat Ercan on: August 13, 2009
Carlo Ginzburg
Tahta Gözler
Mesafe Üzerine Dokuz Düşünce
Özgün adı: Wooden Eyes
Nine Reflections on Distance
Çeviri: Aysun Şişik
Yayına Hazırlayan: Özge Çelik
Kapak Resmi: Diego Velazques
Bu ara çağrışımlar üzerine düşünüyordum da çağrışımlar da rutinleşmişse ya da otomatikleşmişse, gerçekliği kavramlara yükleyerek otomatikleştirmişsek dokunamayız ki…Ve ne yazik ki hayatın rutinlerini dönüştürmek isteğenler eğer kavramlar üzerinden çağrışımlarımızı bile rutinleştiriyorsa, rutinleri yaratan dinamik [...]
Posted by: Fuat Ercan on: August 10, 2009
Kapitalizm üzerine yazar çizerken genellikle sınıf üzerinden bir dil kuruyoruz, kurmamamız da gerekiyor ama sınıf olgusu ırk, din ve kadın olma hallerini de içeriyor… Simdilik fotoğraflar konuşsun bu konular üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor.
O kadar kötü koşullarda yaşarken o kadar güzel ve umutla bakıyorlardı ki çocuklar…
Soweto’nun çocukları bizim güzel insanımız Nevra’yı ne [...]
Son Yorumlar